İki kız kardeş olmama rağmen 8 kardeş gibi büyüdüm kuzenlerimle... Hepimiz dedemin apartmanında oturuyorduk. Annem, teyzem ve dayım da dedemin işlettiği okul kantininde çalışıyordu. O zamanlar herkesin alınmadığı, sosyetenin gözdesi Karataş Lisesi'nin kantini... Akşam yemeğini hep beraber anneannemlerde yer, sohbetler eder; sonra herkes uyumaya kendi dairesine giderdi. Alt katlarda kiracılar akrabamız gibi idi benim için... Nedendir bilmiyorum kaç yıl boyunca sadece hanımlar, kiracılar da dahil, herkes bir kaç tabak ikramla anneannemde toplanır; Sohbetli gülüşmeli sahurlar yaşardık. O kadar eğlenceli idi ki, sırf onlarla gülebilmek için küçük olmama rağmen hep sahura kalkardım. Oysa şimdi iki haftada bir gitmeme rağmen apartmandaki kiracıların çoğunu tanımıyorum. İnsan ilişkileri ne kadar değişti değil mi?
Bu sene şubat ayında Canım dedemi kaybettik. Ölmeden iki hafta önce benimle gözleri dolu konuşmuştu. Ben artık yoruldum, gidiyorum dediğinde çok kötü olmuştum. "Dede böyle konuşma çok üzülüyorum" demiştim. Ama biliyormuş, gerçekten gitti. Hem de kardeşimin doğum günü olduğu gün..!
Ama gururluyum; çünkü en son sohbetimize bunu neden söyledi bilmiyorum " Sen hayırlı evlatsın " dedi bana. Gururluyum çünkü onunla bol bol sohbetler etmiştim. Hem anne tarafından hem de baba tarafından hep soyumuzu, geçmişimizi öğrenmeye çalışmışımdır. İyi ki sağken öğrenmişim. Mesela dedemin babası büyük dedem Osmanlı Süvari Askeri imiş. Atatürk'ü bizzat görememiş ama ona hayranlığını dedeme hep anlatırmış. O İsmet İnönü komutasındaymış. Baba tarafım da çok onurlu geçmişe sahip. Zamanında büyk büyük dedemiz tüfek tamiri ile uğraştığından Tüfekçi soyadını oradan almışız. Eşimin büyük dedelerinin de onurlu geçmişleri var; onlar muharebelerde şehit olmuşlar.
Aslında biliyorum biz TÜRK milletinin hepimizin ataları onurlu hikayeler yazmışlar. Biraz zahmet edip yaşayanlardan fırsatı kaçırmadan öğrenmek lazım.
Çok uzattım biliyorum ama hayatta tesadüfün olmadığına herşeyin bir mesajı olduğuna inanırım ben... Küçüklüğümde dedemin kantinin hasılatı olan kağıt paraları her akşam bankaya yatırıp, bozuk paraları eve getirdiğini hatırlıyorum. Bankanın hediye ettiği kumbaraları torunlarına dağıtırdı. Hani bölmeleri olan şeffaf kumbarar vardı ya işte onlar. Bozuk paralar sayılır, toptancılara vermek üzere küçük küçük poşetlenirdi. Dedem bana bozuk paralarla hesap yapmayı öğretirdi. Aferini alınca bozuk paralarla kumbarayı bir seferde doldurup dedeme gösterirdim. Ben doldurdum bile diye. Dedem çok gülerdi. Ne tuhaf; Dedem vefat edince bankada kalan bir miktar parasını annemler anneannemin başka bir bankadaki hesabına aktarırlarken ellerine sekiz adet demir birer lira vermişler. Annem dedenizden her toruna birer hediye bu birer liraları saklayın dedi" avucuma koyup... İşte o bir lirayı ömrümün sonuna kadar saklayacağım. Sanki bana oradan son esprisini yapmıştı.Şimdi metal bir kutuda. Bir mücevher kadar değerli benim için.
Bir de her torununa şapka bıraktı. Şapka ve Kravatı çok severdi. Bendeki yazlık kasketi. Dışarıdan eve gediğimizde karşı duvardaki aynanın kenarında asılı ve bize hep hoşgeldiniz der gibi. Anneannemin yıllar önce kısmi feç geçirmişti, evde yatılı yardımcı bayan var. Oturup, yemeğini yiyebiliyor. Ama bebek gibi yardımla yürüyebiliyor. Annemler, teyzemler de aynı apartmanda İki haftada bir annemlere kahvaltıya gittiğimizde,hemen hemen her defasında yukarıya telefon edip " gel çok özledim diye ağlamaya " başlıyor. Kahvaltıdan sonra iniyoruz. Çocuklarım ona yaşama sevinci veriyor. Bakıcılar "arabanızın geldiğini gördüğünde çok heyecanlanıyor, çok seviniyor" diyorlar. Her Cuma da arayıp "Hayırlı Cumalar" diyorum. Anneanneme bahçeyle ilgili görüntü ve videoları her gittiğimde izletiyorum. Artık o da rüyalarında hep bizim bahçeyi görüyormuş. Mesela bugün telefonda görüştüm. Rüyasında bol bereketli patatesler hasat etmişiz bahçeden. Bizim için hep dua ediyor. Dedem göremeyeceğini söylemişti. Ama anneannem çok istiyor. İnşallah sağken bahçe yemyeşil olduğunda onu götürebiliriz. Onun en büyük hayallerinden oldu yemyeşil bahçe...
Tarla ( bahçe ) sürülürken biz boş durmadık tabii. Kızımla çadır kurup oynadık. Ama oyuncak getirmeyi unutmuşuz. Kızım termos bardakları ile idare etti artık.
Eşimde oturup çay çebilmemiz için paletlerden bir kaç dakikada bank gibi birşeyler yaptı.
Tarlada yüzeye çıkan epey bir taşı da topladıktan sonra eşim yorgunluğu kızımla çadırda oynamakla attı.
Nette bazı bahçeleri bir yıldan fazladır takip ediyorum. O kadar büyük alana bahçemi denir diyenlere ooo bizim ki neki 7 dönüm, 10 dönüm bahçeler var. Ben bahçeleri gözlemlediğim zaman kim kendi elleriyle uğraşmış, kim profesyonel yardım almış bahçe bunları hissettiriyor zaten.
Biz sülalemizde birbirimize çok bağlı aileleriz. Oğlum ve kızımın doğum gününde 40'ı geçkin kişi biraraya geliriz. Hele İftar davetlerinde tam bir şölen... Her yıl Aile içi ( dayılar, teyzeler, kuzenler ve eşler, çocuklar da dahil ) İftar daveti veririz. Şekeri, tansiyonu olanlar var. Herkese yemek düşünürken; Bir keresinde çorbası eti, yemeği, salatalar, ezmeler,börek ve mantılar,tatlılar, hurma ve zeytin diye tam 18 çeşit saydık. Tabi o gün benim koşuşturma hararetinden başımda tülbentle kıpkırmızı yanaklarla misafirleri karşıladığımı düşünün. :))
Bu sene sıcaklardan cesaret edemedim davet vermeyi. Ama işte yine öyle bir sofrayı cümbür cemaat yemyeşil bahçemde hayal ediyorum.
Nihayet Torbalıdan iyi bir haber geldi; artık yardımcımız diyebileceğim Hidayet abimizden çok güzel yağmur yağdı artık tarlayı sürebiliriz deyince, Biz pazartesi geliyoruz o zaman dedik. Bahçe ve bitkilerle ilgili pek bilgim olmamasına rağmen Ağaçlar.net'ten öğrendiklerimi hayata geçirmeye çalışıyorum. Önceden edindiğim takvime göre toprağı bahara hazırlamanın ve gübreleyip sürmenin tam zamanı, Bunu köydekilerde biliyor tabi ama herkes her konuda farklı konuşunca iş başa düşüyor. Neyse Biz gübre isteyince, Hidayet abi şöyle bir araştırma yapıp, gübre satan birini bulmuş, biz de telefonda pazarlık ettik. Büyübaş hayvan gübresini önce traktör başına 120 Tl. dedi. Ağaçlar nette bir yerlerde 60 Tl. diye okumuştum. Biz 60 Tl. teklif ettik. Onlar 70 Tl. dedi ve anlaştık. İnşallah fiyat iyidir. Eski gübre dendiyse de bana karışık gibi geldi. Bunları yazıyorum; çünkü biz nasıl faydalanıyorsak, başkaları da bizim verdiğimiz bilgilerden faydalansın. Biz bilmeseydik mesela 120 çok mu az mı bilemezdik. 70 i de çok diyen var, ama iyi almışınız diyen daha çok.
Beş traktör gübreyi tarlanın çeşitli yerlerine döktürdük.
Aynı gün toprağı sürdürecektik. Ama hidayet abinin başka yerde işi olduğundan kendi yerine başkasını gönderdi ise de gelen giden olmayınca hava kararmaya yakın kendi geldi. Bu arada o gelinceye kadar bir şeyler yapmış olmak için, tarlanın bir çok yerinden adeta fışkırmış olan kabakları ve barbunyaları topladım. Eşim beni kıramadı ve bir kenara onlar için yer hazırladı ve ben de kabakları ve barbunyaları ektim.
Bunların dışında Pazartesi günü, sadece gübreyi tarlaya yayabildik.
Ve ertesi sabah süprizle karşılaştık.Hidayet abi biz gelmeden önce tarlayı pullukla bir güzel sürmüş.
Toprağa adımımızı attık derken. Bizi aradı. Geldiniz mi, öyleyse hemen geliyorum dedi.
Izgara ile Tekrar sürüldü. Izgara topakların ufalanmasını sağlıyormuş.
Ve en son Tırmık ile geçilip, tırmığın dişleri kapatıldıktan sonra ağırlığıyla toprak bastırıldı. Bu da ekim yapılıncaya kadar toprağın nemini hapsetmek içinmiş.
Çevremde hayallerimin çok geniş olduğu, hiç büyümediğim çocuk gibi masal diyarında misali yaşadığım söylenir. Sorumlulukta yaşımın üstünde olgunumdur hep. Ama olumsuzlukları gidişata bırakıp, ben renklerden, kokulardan ve tatlardan faydalanmaya bakarım şu kısacık hayatımızda. İşte ben bu sebepten de ötürü, hayallarimin sınırlarını görebilmek için de bu bahçeyi istiyorum. Sizler takip ettikçe bir şeyler " Hey durma birşeyler yap "diyor Bakalım Uzaylı farkı olacak mı?
Geçtiğimiz Perşembe günü İzmir'in ünlü otellerinden birinin kuaför salonunu işleten kaynıma gittik. Hani şu Alsancak'taki Ege Palas Oteli... O gün ünlü biri, konsolos eşi, turist v.s.yoktu. Biz bize idik. Hem bayan hem erkek kuaförü ( L tipi ) bir arada olduğu için eşimle şöyle bir kendimizi toparladık. Sonra kızımız yanımızda şöyle bir Kıbrıs Şehitleri turladık. Eşim geçerken beni Kemeraltı'nda bırakıp kızımla eve doğru devam etti. Oğlum okuldan eve çoktan ulaşmıştı.
Arada bir yalnız dolaşmak iyi geliyor. Ne zamandır Hisarönü' ne uğramamıştım. Cami önündeki çiçekçilerden Lale, Nergis, Sümbül ve zinnia soğanlarından çeşitli aldım. Akşam pazarı: 5 adet Sümbül 5 Tl. 6 adet Lale 5 Tl. 7 adet Nergis 5 Tl. pakette 8 kadar Zinnia 5 Tl. ye aldım. Kızlarağası Hanı'na girerken tohumcu dükkanlarındaki Paketli çiçek tohumları dikkatimi çekti. Süs kabakları tohumu bile vardı. Çeşit çoktu. Paketi 2,5 Tl. Kızlarağası Hanına girdim. Her zaman uğramadan edemediğim bir yerdir. Bir dükkanda su kabaklarından yapılmış bir kablo üzerinde sıralı avize gibi birşeyler gördüm. Herhalde bahçe için yapılmış. Otantik bir fikir. Bir de Bitkilerden yapılmış sabunlar vardı.
Handan çıkarken sol tarafımda kaldırımda kocaman olmuş lantanaları gördüm. Vay be dedim kendi kendime daha 6 ay önce moda sitelerini takip eder, gezerken hep vitrin bakardım. YKM'nin arka sokağında Konak'a ilerlerken hep bahçeyi, hayallerimizi düşünüyordum. Daha önce hiç dikkat etmezdim sokaklara, kaldırımlara . Bizim Belediye çiçeklendirme konusunda iyi çalışıyor. Ne kadar çok çeşit var.
Bindim otobüse geldim eve... Ertesi sabah sabırsızlanıp, soğanları balkondaki saksılara hemen ektim. Derken, fotoğraflarını çekseydim iyi olurdu dedim. Ama onlar toprakta çoktan yerlerini almışlardı. Neyse artık Çiçekleri açınca çekerim, İnşallah diyeyim... :)
Geçen Pazartesi Tarlaya bir göz atalım dedik. Pardon henüz tarla ama gelecekte bahçe... Köydekilerle kaynaşmak için hep köy içinden gitmeyi tercih ediyoruz. Şimdiden bir çok tanıdığımız oldu.
Köyden birinden rica ettik. Fabrikaların ham madde bidon mu diyeyim bilemedim.Getirmişler, telefon ettiler. Biz de bir görelim dedik. piyasada daha pahalı olduğunu biliyorum. Biz tanesini 85 Tl. ye aldık. 2 tane daha bekliyoruz. Damlama sulamada işimize yarayacağını umuyoruz.
Tarla komşumuz, sizin tarladaki tahtalar ne işe yarayacak diye aradığından merak ettik gitmişken sipariş ettiğimiz paletleri de gördük. Ama çok azdı. Kalıp çakmak için, Kamelya yapmak için bu bize yetmezdi.
Biz kuyu işinde sulama kooparitifi yüzünden sıkıntı çektik. Hala da çekmekteyiz. Elektrik almamız için bu sorunu halletmemiz lazım. Tarlanın köşesinde sulama kooperatifine ait su vanası var. Ancak yıllardır kullanılmıyor.İzsu yıllar önce borcundan dolayı suyu kesmiş. Kooperatif dağılalı yıllar olmuş. Kooperatif başkanından kooperatif dışındadır sulama imkanı yoktur diye kâğıt almamız gerekiyor. Adam da her seferinde bizi oyalıyor. Biz de üzerine asma kilit taktık. Yukarıda resimde paslı bir kapak var ya, işte orası. Çapa,çekiç.vs. muhafaza ediyoruz.
İşte bizi sıkıntıya sokan Sulama kooperatifinin vanası , içini temizlemek lazım. Eşim içinde çapa, keser v.s. muhafaza ediyor. Şimdiye kadar çoktan temizlerdim ben burayı ama, inanılmaz böcek korkum var. Çevremizde pek çok kişinin maytap geçtiği bir konu bu benimle '' Neyine senin tarla diye ". Ama bayağı bir yol katettim. Biraz gerilsem de alışıyorum.
Maalesef bu vana bir işe yaramıyor. Su yok. Kooperatif dağılalı yıllaaar olmuş. Millet burda susuzluktan tarım yapamıyor. Boş tarla çok. Yüzey suda yok. Derin sular masraflı geliyor köylüye. Ama DSİ'ye anlatamadık. Sulama kooperatifiniz var diye tutturmuşlardı. Neyse ki kullanılmadığına ikna ettik.
Maalesef bu vana bir işe yaramıyor. Su yok. Kooperatif dağılalı yıllaaar olmuş. Millet burda susuzluktan tarım yapamıyor. Boş tarla çok. Yüzey suda yok. Derin sular masraflı geliyor köylüye. Ama DSİ'ye anlatamadık. Sulama kooperatifiniz var diye tutturmuşlardı. Neyse ki kullanılamadığına ikna ettik.
Biz kuyu işinde sulama kooperatifi yüzünden sıkıntı çektik. Hala da çekmekteyiz. Elektrik almamız için bu sorunu halletmemiz lazım. Tarlanın köşesinde sulama kooperatifine ait su vanası var. Ancak yıllardır kullanılmıyor. İzsu yıllar önce borcundan dolayı suyu kesmiş. Kooperatif dağılalı yıllar olmuş. Kooperatif başkanından kooperatif dışındadır sulama imkanı yoktur diye kâğıt almamız gerekiyor. Adam da her seferinde bizi oyalıyor. Biz de üzerine asma kilit taktık. Yukarıda resimde paslı bir kapak var ya, işte orası. Çapa, çekiç v.s. muhafaza ediyoruz. Resimlerini çekmiştim,yayınlayacağım. Bahsettiğiniz Burgu bir süre arabanın arkasında bel küreği, çapa ile arabanın bagajında duruyordu.Zavallı arabanın arkası çöktü. Bizde evde küçük bir kilerimiz var, orada tutuyoruz. Aldığımızdan beri paketli duruyor.
İşte merak edilen burgu bu, sizin için ambalajını söktüm.
Birkaç gün sonrası da birşeyler yapalım boş durmayalım dedim; kalktık bayındıra Kuyu muhafazası araştırmaya sanayide yaptıracaksınız dediler. Gittik İzmir'den şu fiyata getiririz dediler, kalsın dedik. İki gün sonra eşim İzmir 1. sanayi de 8 inç - 70 cm boyunda galvaniz boru kestirdik. Bir tarafına flanş denilen kapak aldık, borunun bir tarafına üç dört yerinden punto yaptırdık. Diğer tarafına 20 cm kadar içeride dıştan iki adet 50 şer cmlik kalın demir kaynak ettirdik. Maliyeti 55 Tl.
Kuyu üzerine monte etmeden önce ben evden antipas boya, tiner, fırça v.s. malzeme götürdüm tarlada bir güzel boyadım.
Eşim kuyunun etrafına beton dökebilmek için kenarlarını yeterince açtı. 1m2 kadar.
O gün ben eşimin çırağı idim; kendisi tarladan iri taşlar toplarken benden bir miktar mıcırı açtığı çukura döşememi istediği gibi döşedim. Su terazisini evde unutmuşuz. Su dolu şişeyle bir şeyler yapmaya çalıştı. Betonu dökmeden önce, eşim güneş enerjisi borularının etrafında kaplı olan süngerlerden bir parça getirmiş onun borunun dibine dayadı ki artezyencilerin tembihlediği gibi borunun etrafındaki çakıl yerleşip yukarıdan eksildikçe sonradan ilave edebilelim diye. Bu çok önemli imiş.
Gelirken aldığımız inşaat çakılı, kum ve çimentoyla su ekleyip, harç hazırladı. Tıpkı kek yapar gibi (kadın gözü ile bakınca benzetmeye bakın :)) )
Eşime beton dökerken toprak kenarlara niçin iri taş döşediğini sorduğumda beton toprakla ne kadar az temas ederse daha dayanıklı olacağını söyledi.
Kuyu için mutlaka yuvarlak çakıl kullanmak gerekli imiş. İnşaat çakılının farklı olduğunu sonradan fark ettim.
Çok koşturmakta olduğumuz için buradan gün gün anlatamadım. Elimden geldiğince aşama aşama görüntüledim, fotoğraflarını çektim. Bir hafta boyunca her gün bahçeye gittik ( henüz tarlaya ) ve Cumartesi akşam üzeri kuyu işi bitti ve suyu gördük. Pazar günü annemlerde, teyzemler, annemler hep beraber video olarak izledik. Teyzemler, arkadaş çevresi, komşular bayağı hevesli, herkes bizde alalım diyor. Köydekiler ise dalga geçiyor. "Bizim gözümüz şehirde, sizin gözünüz burda" diye... Ama köyün bitişiğinde bizim gibi yazlık niyetine gelenler yeni bir mahalle oluşturuyor.
Önceden keşfe geldiklerinde Zeytin dalıyla tahmin ettikleri suyun yerine yanaşıp, yanına 1,5 2 m. derinlikte genişçe bir çukur açtılar. Bu çukur devir daim çukuru imiş. delme işi sırasında çukura kil boşaltıp yoğun çamur sayesinde matkapla kırılıp ufalanan taşlar yüzeye çıkarıldı.
Matkap delme işlemine başladı;
Matkap delerken aynı zamanda su devirdaimi yapılıyor;
Eşim işin başında neler yapıldığını takip ediyor.
Köy bakkalı Nedim abi'den atezyenciler tankerle su getirtti.artezyen işi bitimine katar 10 tanker ( 30 ton ) kadar su gitti. 450 Tl. suya verdik. Kendisi ile bu vesile ile tanışmış olduk. Kendisinden bilgi bakımından oldukça faydalandık. Eşimle iyi dost olacaklar gibi...

İşte matkap bu
İşin başından sonuna sadece ikinci gün hariç kızımla bizde vardık.Eşim bizim olmadığımız gün sıkılmış.Biz de bir daha onu yalnız bırakmadık. Artezyenciler büyük bir pazar şemsiyesi ve tabureler koymuşlardı biz şemsiye altından onları izledik.
Borular önce 140'lıktı ( et kalınlığı 6,5 mm.)eşim beğenmedi, artezyenci ile aralarında anlaşmazlık ve biraz tartışma yaşandı .Siz siz olun bazı şeyleri netleştirmeden işe başlamayın.Sonunda eşim malzeme masrafı bana ait ben metre başına delme ücretini öderim deyip tatlıya bağladılar.ve gördüğünüz borular değişti.Firmadan 175'lik ( et kalınlığı 8 mm. ) borular geldi. Firma sahibi boruları bizzat getirmiş, sen bunları ne yapıcaksın çok büyük arazi mi sulama yapacaksın dedi. Eşim de bu işler bir kere olur oldu mu iyisi olsun ileride ne olacağı belli olmaz diye konuyu kapattı.
Kızım babasını ve çalışanları izliyor.
Sanırım altıncı gündü. Sabah dokuz civarı tarlaya geldik. Artezyencinin oğlu delikanlıda bir telaş vardı. Babasını telefonla aramış ki kısa bir süre sonra adam telaşla arabasını yanaştırdı. Bir paniktir izliyoruz. Biraz uğraştılar derken adam bize açıklama yaptı. Matkapla iki delme borusu kuyunun içinde kalmış, 50 küsur metre derinlikte. O gün çok uğraştılar bir türlü kurtaramadılar.Çok yoruldular,adeta perişan oldular. Borular yeniden bağlandı. Kurtarılamadı. Kaynak yatılar v.s. Bir borunun dişli kısmı kırılmış.Yeni yatak açtılar. derken daha bir sürü uğraşırlarken hava karardı. Beni görmelisiniz izlerken sürekli dua ediyorum. Allahım yardım et diye.Hem onlara hem bize yazık. "Kurtulmazsa ne olur dedim." İçeride 5000 Tl. değerinde matkap ve borularım var. Vazgeçmek zorunda kalırsak yanına sıfırdan kuyu açmamız gerekecek demek. Biz oradan ayrılırken hala kurtaramamışlardı. Ve Müjde, ertesi gün tarlaya gediğimizde matkap yorgun bir canavar gibi yerde yatıyordu. Gözlerimi kocaman açmışım "kurtardınız mı dedim". Komik görünüyordum herhalde eşimde, adam da güldü. Ama kim olsa sevinirdi. Hepimiz strese girmiştik. Bu bizim bir hafta daha sürekli gitmemiz demek, boşa giden benzin v.s. masrafları.Onlar için de maddi zarar.
Kuyuya kompresörle hava basılıp su harmanlanıp çamurlu su yüzeye atılmak suretiyle temizleniyor.
Devir daim çukuru o an çok tehlikeliydi. Çünkü yoğun çamur dolu bataklık olmuştu. Kızım uzakta şemsiye altında oynuyordu. Hiç yanımızdan ayırmadık.
Su tankerinin sonuncusu gitti. Artık çamurla işimiz bitti.
Sular fışkırmaya başladı. Sonrasını görmeliydiniz. Bir süs havuzu gibi, kabarıp coştu. Bazen fazla coştu hepimiz kaçıştık.
Yaklaşık 2 saat kompresör çalıştı. Bize göre daha 2 saat çalışmalıydı. Ama mazot bitti. Bu kadarı da kâfi zaten dediler. Mazotu biz almıştık. En başında 600 lt.lik mazot parası verdik.
suyumuz 35 metreden ve 55 metreden iki yerden besleniyor. Biz 60 metre deldirdik. Birkaç metre de borular yerleştirilirken çökme ihtimali için kendileri deliyorlar. Çünkü eşim ben çökme anlamam 60 metre ise 60 metre boru sığmalı dedi ve öyle oldu.Zaten onlar da ihtimalleri düşünerek birkaç metre de bizden diyormuş. Aklınızda olsun.
| Kuyunun Maliyeti: | ||
| Mazot ve Nakit+ Kompresör= | 2.550 | TL. |
| 40 m 175'lik Düz boru 40*17= | 680 | TL. |
| 20 mt 175'lik Delikli boru 20*18= | 360 | TL. |
| Nakliye= | 30 | TL. |
| Bahsettiğim huni gibi 175'lik Dip boru= | 50 | TL. |
| 3 Torba Kil= | 30 | TL. |
| 3.400 kg. Çakıl= | 130 | TL. |
| Çakıl Nakliye= | 50 | TL. |
| Kepçe= | 100 | TL. |
| 10 Tanker su ( 30 ton )= | 450 | TL. |
| Daha sonra kuyu muhafazası yaptırdık= | 55 | TL. |
| Toplam Maliyeti= | 4.485 | TL. |
Not: Biz bir şeylerini görmedik. Ama önceden bu işin hilelerinin çok olduğunu bilir kişilerden öğrendik. Her gün başına gittik. Ve en önemlisi eşim boruları ben olmadan asla yerleştirmeyin yoksa hepsini sökmenizi isterim diye baştan anlaştı. Dediğim gibi bir şeylerini görmedik. İş bitince alacak verecek kalmadı. Helâlleştik.
Bizi izlemeye devam edin derim. Neden mi? Eşimle ben bir şeyi hedefledik mi. Amale gibi çalışır Kaliteli malzeme, sıfır maliyetli işçilikle neler yaparız. Zamanında evimizde değişiklikler yaparken balyozla duvar bile yıktım.Kapı söktük, yerine duvar ördük. Eşim çok yoğun çalışıyordu. Evimizi ben boyadım. Hem de çok dekoratif fikirlerle boyacı komşuyu bile şaşırtmayı başardım. Adım sanatçıya çıktı. Tarlanın etrafını çevirirken direkleri dikmekte kullanmak için demirciye elle çevirilen burgu yaptırdık. Kocaman bir şey. Bu fikri bize demirci verdi. Babasının da meyve bahçesi varmış. Aynı zamanda bu burgu ile çok güzel ağaç dikebiliyorlarmış. Çevrelerinde oldukça popüler olmuş. Zamanı geldiğinde onu da fotoğraflarım.



























































